
Biliyorum verdiğim sözleri tutamıyorum blog konusunda ama dur bakalım birgün belki vaad ettiğim yazıları da yazarım.Şu yazımda (parmakla bu sayfayı göstermek) son dönemlerde okuduğum bazı romanların sahip olduğu deneysellikten bahsedicem.Tamam müzikte deneysellik oluyor hatta belki bir nokta sonra bu deneysellik de sıradanlaşabiliyor ve tekrar basite kayma olabiliyor.Bu konuyu kesinlikle birgün müzikal beklentim konusunda yazacağım yazıda irdeleyeceğim ancak şimdi durum farklı.Müzikte oluyor da edebiyatta olamıyor mu bu deneysellik? Deneysellik derken olay tabiki yapılmamışı yapmak.Romanda deneysellik kavramı aslında benim bahsedeceğim şeyden daha farklı.Ne kadar farklı peki derseniz ona da şurdan bakabilirsiniz.İrdelemeye başlamadan önce de şunu belirtmeliyimki burası benim blogum ve buradakiler benim düşüncelerim ve deneyimlerimdir.Ben hiçbir konu da uzman olmadığım gibi bu sayfayı okumak zorunda değilsiniz.Böyle bir açıklama yapmam çok saçma tabi ki ancak özellikle bu yazıdan önce böyle birşey yazma gereği duydum zira sonra insanlar gaga yapmasın.O halde başlıyorum :
Jack Kerouac - Yolda (On the Road)

Ah o kadar güzel bir kitaptır ki benim en sevdiklerim arasında en başlarda gelir.Bana Travis konserinde Onurtheşampy tarafından hediye edilmiş olması da apayrı bir önem teşkil ediyor.Ben de bazı hıyarlara verdim okusunlar diye ancak hıyara altın soyacak versen de hıyar yine acur işte.Herneyse okumuş olanlarınız bilirki 40'lı yılların Amerika'sında geçen yol maceralarını dönemin soundtracki olarak ele alabileceğimiz caz müzik süslüyordu.Kitabın birçok bölümünde karşımıza çıkan müzik ise yazıya dökülmüştü.Şu an kitabın elimde olamaması (hıyar da hıyar) nedeniyle örnek veremiyorum.Beat kuşağıyla ilgilenenler (ki kaçırmamışlardır zaten), merak edenler yahut öğrenmek isteyenler direk bu kitap ile başlıyabilirler.Amerika'da incilden sonra en çok araklanan kitaptır ayrıca.Bob Dylan da kitap için şöyle demiş :
"Hayatımı değiştirdi; tıpkı herkesin hayatını değiştirdiği gibi"
J. D. Salinger - Çavdar Tarlasında Çocuklar (The Catcher in the Rye)

Yine en sevdiğim kitaplardan birisi ile devam edeyim.Kitabımız anti-kahraman Holden Caulfield'ın okuldan atıldıktan sonra başına gelen olayları konu alıyor.Kitabı bitirdiğimden itibaren internet aleminde birçok yerde avatar olarak Holden'in bu illustrasyonunu kullanmaya başladım.Bu illustrasyonu yapan AfterTheBreaking nickli kişinin diğer çalışmalarına da şu
linkten ulaşabilirsiniz.Herneyse kitaba geri dönersek Holden dedik, anti-kahraman dedik ve bu terimi 1945 yılında basılmış bir kitap için kullandığımızda gayet yaratıcı bir fikir olduğunu görüyoruz zaten.Ancak beni kitapta en çok etkileyen olay karakterin 16 yaşında olmasına rağmen kendisini çok daha büyük birisi gibi görmesi ve kendisini devamlı yaşıtlarından üstün görmesiydi.Ayrıca kitap boyunca kendi dedikleriyle devamlı çelişmesi ve çoğu zaman yanlışlarını açıklaması da çok başarılı bir yaklaşımdı bence."Bittim buna..."
Alper Canıgüz - Oğullar ve Rencide Ruhlar

"Bir tane de türk yazar sokayım araya" demedim kendisi gayet gerek alınıyla gerekse teriyle bu yazıya girdi.Yukarıda Holden için dediklerim varya alın onları bir türk romanına koyun ancak bir fark var; kahramanımız 16 değil 5 yaşında."Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar." Bunu ben demiyorum 5 yaşındaki Alper Kamu diyor.Öyle böyle bir eleman değil yalnız kendisi.Boş vakitlerinde Dostoyevski, Oğuz Atay ve çerez niyetine Nietzsche okuyup Shostakovich dinliyor.En sevdiği olay ise karyolanın altına girip kendi psychodelic dünyasında yaşamak.Tüm bunların yanında bir de yaşadıkları mahallede çözülmeyi bekleyen bir cinayet olduğunu söylesem sanırım başka birşey yazmama gerek kalmaz.Alper Canıgüz, büyük adamsın vallahi.
John Fante - 1933 Berbat Bir Yıldı (1933 was a Bad Year)

Çok yakın zamanda okuduğum bir kitap kendisi.Bukowski'nin en çok etkilendiği kişi olarak defalarca adını duyduğum John Fante'nin keşke ilk olarak bu kitabını okumasaydım.Çok daha fazla şeyler beklerdim.Kısacık olmasının yanısıra çok da doyurucu değildi ancak beyzbol oynamayı çok seven ve bu konuda çok iyi olan baş kahramanımızın (ki daha sonradan John Fante'nin ta kendisi olduğunu öğrendim) tüm kitap boyunca insanlaştırdığı sol kolu çok başarılı bir yaklaşımdı bence.
Chuck Palahniuk - Tıkanma (Choke)

Muhtemelen Chuck Palahniuk'u duymuşsunuzdur.Kendisi Fight Club'ın yazarıdır.Haliyle ne kadar manyak bir adam olduğunu tahmin edebilirsiniz.Benim onunla okuyucu olarak tanışmam Tıkanma ile oldu.İki cümle :
Başkahramanımız bir seks bağımlısı.
En popüler şehir efsanelerinde yer edinmiş karakterler de kitapta yer alıyor.
Italo Calvino - Kesişen Yazgılar Şatosu

Geldik sanırım yazıdaki en deneysel kitaba.Italo Calvino'dan da okuduğum ilk kitaptır kendisi.Aslında hala okumaktayım, bugün biticek sanırım.Kitabımızın içeriği şöyle.Bir ormanın içindeki bir şatoda birkaç kişi biraraya gelmiştir ancak kimse konuşmaz.Hikayelerini masaya açtıkları tarot kartları ile anlatırlar.Kitabın tüm sayfalarının kenarlarında o sayfalarda bahsi geçen tarot kartları yerleştirilmiş.Çok başarılı bir olay gerçekten.Yine de bir noktadan sonra yazar tıkanıyor gibi geldi bana bilmiyorum sonu nasıl olucak.

7 yorum:
Oğullar ve rencide ruhaları en uygun zamanımda okuyacam.Merak ettim doğrusu =)
'yolda', gerçekten çok güzel bir kitaptı, benim de hayatımı değiştirdi, tıpkı herkesin hayatını değiştirdiği gibi. lala.
şu amerika'da incil'den sonra en çok cıpcıp yapılan kitap tarzı şeylere de bayılıyorum, o kadar çok gördüm ki onlardan, hiçbirine inanasım gelmiyor artık. atlas shrugged için de arka kapağında 'amerika'da incil'den sonra en çok satılan kitap' diyordu. mükemmel bir kitap tabii, orası kesin ama inandırıcı gelmiyor açıkçası. bir tek ben miyim her şeye şüpheci yaklaşan?
john fante'yi çok severim, ayrıca belirtmek istedim, italo calvino'yu da. güzel bir yazı yazmışsın bu arada.
bir de, ne uzun yorum oldu bu. ilk yorumum üstüne üstlük.
'çoğk'u okumuştum ben de güzeldi ya filmi de çekilmiş ki! izledin mi ki! bant'ta yazıyodu bu ay ki!
teşekkür ederim yorumun için.Yolda'nın efsanesi gerçek sanırım çünkü çok fazla yerde yazıyor.Aman önemli de değil zaten :D
ya vizyona tabiki girmeyecekti o yüzden dvdripinin çıkmasını bekliyorum
ve an itibariyle chocke u izlemiş bulunmaktayım.Beğendim ben açıkcası.Oyuncu seçimleri de çok başarılı.İnsanlar tarafından beğenilmemesinin nedeni senaryodan kaynaklanıyor bence.Çok uç noktalarda geziyor doğrusu :D Bazı dandik yer de yok değil gerçi ama bunların hepsi başka bir maceranın konusu
cok anlamlı bir yazı olmus calvino ve fante dısındakileri pek bir sevmem onları da okumam gerektigine inandırdı beni, evet.
Yorum Gönder